Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usLA İLAHE İLLALLAH..! - Blogcu



LA İLAHE İLLALLAH..!

30/3/2009 - MEKANIN CENNET OLSUN YÜCE ALPEREN..!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/8/2008 - KAFKAS KARTALI


Kafkasya’ya düşman girmiş bin yedi yüz doksan yılında
Direnen çıkmış imam Mansur Muhammet adında
Ama düşman seli süpürmüş önüne gelen her engeli
Kasıp kavurmuşlar yıkmışlar bütün her yeri

O kafkasın dar zamanında dikilmiş Rusun karşısına
Allahın yardımıyla sürmüş düşmanı kale arkasına
Çar üzgün bozulacak kurduğu tüm hayalleri
Bu direniş hayırlı değil acele başlar ezilmeli

İmam şamil zaferden zafere at koşturuyor
Bitmiyor düşmanın arkası yeni simalar katılıyor
Allahtan başka yoktu şamile yardım eden
İçinde bir ateş ya bu vatan giderse elden
Ama batmayacak bu azimle yapılmış gemi
İlahi şahlanış almalı ülkenin her yerini

Dargo, Agılgoh, Surhay, Unsukol zapt edilir
Çarın binlerce ordusu Kafkas mimarına yenilir

O zamanda kırım savaşı patladı açıldı yeni cepheler
Yaşlı Osmanlı direniyor belki düşmanı kırım harbi çözer
Hemen şamil haber gönderdi Osmanlı paşalarına
Birlik olalım girelim bir İslam sancağına
Ama nerde o Osmanlı arada uçurum var
Müslüman’a yardım yok kâfire uşaklık var

Gönderdiği teklifte bin pişman oldu Kafkas kartalı
Eğer Osmanlı yenilirse işgal edilecek Çeçen toprakları
Kırım savaşı barışla noktalandı geliyor işte bela
Çar yarım milyon askeri saldı kafkasyaya
Şeyh şamilin yanında bir avuç aslan yürekli mücahit
Kaçmak mı hayır dünya gelse değişmez bu ahit

Dağdan taştan fışkırıyordu düşman her yer kesilmiş
Çıkar yol yok demek ki alın yazı böyle yazılmış
Doludizgin atlara atladı beş on bin asker
Son taarruzdu sustu yerler ve gökler
Biteceğe benzemiyordu artık düşmanın arı arkası
Şamil mağlup düştü düşman eline bıraktı kafkası

Eline vurulmayan zincir onun özgür yüreğine vuruldu
O şanlı Kafkas kartalı şimdi kafese konuldu
Çıkardılar çarın karşısına yüce imam şamili
Çar bir titredi geri çekildi görünce azameti

Hey koca Şamil! Bu davalar senden büyük
Omzuna yaslanmış dağlar kadar yük
Yinede duy bizi başımızda olsun senin gibi lider
Ama nerde bu dünya böyle gelmiş böyle gider...


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/6/2008 - ...

Kafirlerin tek bir Programı var…

Yayınlama zamanı: 17 Nisan 2007, 22:00

Yaşadığımız bu dünyada çok değişimler oluyor. Müslümanlar bu değişimlere seyirci olarak katılmaktadır. Eski dönemlerde dünyanın değişiminde birinci rol oynayan Müslümanlardan bugün yaşadığımız dünyada fikir bile alınmıyor. Müslümanların belki bu durum hiç rahatsız bile etmiyordur. Ancak dünya Müslümanların arasında çok az olsa bile bir grup vardır ki bundan rahatsız oluyorlar. Bunlar Allah yolunda Allah'ın göndermiş olduğu İslam dinini yüceltmek için bu dinin getirdiği anlayışına göre yaşamak isteyen ve adaleti için savaşan mücahitlerdir.

 

Mücahitler nerede olursa olsun bu değerler için mücadele ederler. Bugün mücahitlere "terörist" derler. Neden "terörist" derler? Çünkü bu insanlar Adalet istiyorlar. Kendi çıkarları için değil, politika için değil, mal mülk elde etmek için değil Allah için mücadele ediyorlar. Onun için bunları satın alamazsın ve yolundan saptıramazsın. Kafirler de bu durumda bunları karalama operasyonu olarak mücahitleri "terörist" olarak tanıtmaya çalışmaktadırlar. Bir şekilde "başarılı oldular" diyebiliriz. Çünkü Müslümanlara bakılınca mücahitlere eskisi gibi sahip çıkamıyorlar. Onları unutmuşlar ve hatırlamak bile istemiyorlar. Biz sadece onlar hakkında konuşuruz ve onların dedikodusunu yaparız. Kafirler ise tüm gücü ile kendi ellerinde bulunan medya aracığıyla mücahitleri karalamaya devam ediyorlar.
Müslümanlar bugün "Ilımlı İslam" adı altında yeni bir dine çağırılıyor. Bu Amerikan'ın programı olan bir münafık yetiştirme sistemidir. Müslümanları münafık yapmak...

 

Yani inandığımız değerlerden vazgeçen ve Kafirlerin koymuş oldukları kanunlara göre yaşayan, sesi çıkarmayan, her şeye evet olabilir diyen, namaz kılabiliyoruz, oruç tutabiliyoruz, hacca da gidiyoruz daha ne gerekir diyen, üç kuruşa razı olan, satılan bir nesil yetiştiriyorlar. Eğer dikkat ederseniz Peygamberimizi S.A.V bile "bahçevan" göstermek için uğraşmaktalar.

 

Yani Peygamberimiz hep mübarek ellerinde devamlı gülleri taşımış ve hep herkese hoşgörü göstermişçesine bize sunmaya çalışmaktadırlar. Doğrudur, Peygamberimiz hoşgörü göstermiştir, ama kafirlere değil Müslümanlara göstermiştir. Güllerden daha çok mübarek ellerinde kılıç tutmuştur. Yani adeta "Bir elinde kılıç diğer elinde gül". Amerika bugün tüm dünyaya "demokrasi" getirmek için uğraşmaktadır. Evet doğrudur! Ne demek o demokrasi? Demokrasi - özgür düşünce, insan hakları, eşitlik vs... İşte bu durumları biz tartışırken onlar zaman kazanıyorlar ve o insan haklarımızı ve özgür düşüncelerimizi, eşitliğimizi hiçe sayarak topraklarımızı işgal ediyorlar. Ve biz bu durumları yine onların bize göstermiş olduğu "demokrasiye" göre televizyon programlarda sadece tartışıyoruz ve zaman veriyoruz onlara.


Bugün Çeçenistan'da, Afganistan'da, Irak'ta, Filistin'de her yerde hep aynı güçler aynı programı uygulamaktalar. Satılmış olanlar dini "Ilımlı İslam" dinine değiştirenler onlara hizmet ediyor. Biz ise onların üç kuruşa aldanıyoruz. O üç kuruş bile bizden aldıkları mallardan bize geri veriyorlar. "Onlar güçlü" deriz, hayır onlar güçlü değil biz kendimiz onları güçlü kılıyoruz. Biz onları dinlemezsek ve onlara karşı savaşan mücahitleri desteklersek işte o zaman görürüz kim güçlü. "Onlar güçlü" demek bir şirktir. Allah'tır güçlü ve her şeye gücü yetiren. Siz hiç Kur'an okumuyormusunuz? Eğer okuyorsanız demek ki inanmıyorsunuz...


Onlar güçlü olsaydı Çeçenistan'da 15 senedir devam eden savaşa bir son verirlerdi. Bir avuç olan Çeçen mücahitler kocaman Rus orduya karşı direniyor. Cahar şehit edildi, Aslan, Zelimhan, Abdul-Halim, Hattab, Şamil Basayev şehit edildi. Ve bazılar evet bu sondur cihad bitti, işte yapamadık dediler. Peygamberimiz de öldü dinimizi bırakalım mı? Kim inandığı davayı bir kişiye bağlarsa o kişi öldükten sonra onun dava da ölecektir. Kim Allah'a inanarak Allah için mücadele ederse işte o mutlaka kazanacaktır. Onu durdurmaya hiç kimsenin gücü yetmez.


Çeçenistan'da Kadırov'u destekliyorlar Ruslar, neden? Çünkü bu adam parayla her türlü iş yapıyor. İmanı yok bilgisi yok. Dünyada ne oluyor habersiz. Kendini bir "Başkan" zanediyor. Bir konuşmada şöyle diyor: " Radikal İslamcılar Şeytanlardır (bağımsızlık isteyenler), onların yeri toprak altında. Kim onları desteklerse ben öldüreceğim, benim babam olsa bile. "Ilımlı İslam" işte o dur bizim dinimiz. Kur'an'da Allah her kavme bir peygamber gönderdiğini söylüyor o zaman bize de göndermiştir. Bizim Peygamberimiz Kunta-Hajidir. Siz rahat zikir yapabiliyorsunuz, namaz kılabiliyorsunuz, daha ne gerek var? Camilerimiz de var. Bakın, Kafkasya'nın en büyük camisini yaptırıyorum işte namaz kılın kimse size bir şey demez".


Evet her yerde her şey bir birine benziyor. Onlar bir olmuşlar ve güçlü gözüküyorlar. Biz parçalanmışız biz güçsüz gözüküyoruz. Allah bize akıl ve birlik versin...


Said Mansur

Kaynak: Çeçen - Online

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2008 - NUR İÇİNDE YAT EY HATTAB..!

Hayatını cihada adamış Kahraman yiğit komutan Hattab ı şehadetinin 6.yılında rahmetle anıyoruz.

İşgalci Rusya güçlerinin Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan işgallerine karşı Müslüman kardeşlerinin özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer aldı.

Özellikle Çeçenistan cihadında birinci ve ikinci savaş sırasında isminden çokça söz ettirdi. Rus güçlerinin ağır kayıplar verdiği operasyonlarda hep o nun adı vardı ve adeta İşgalci Rus güçleri için korkulu rüya haline gelmişti.

1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistanın en büyük kumandanlarınında katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev şehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattabı her zaman takdir ettiğini göstermiştir.

Onun hayatı bütün Müslüman gençlere örnek bir hayattı. Çeçenistan ve Kafkas gençlerinin İslami ve askeri eğitimlerini alması konusunda gayretli ve öncü isimler arasındaydı.

O gösterdiği izzetli direniş ve fedakârlıklar ile sadece Çeçen ve Kafkas halkının değil, Tüm dünya Müslümanlarının sevgisini kazanmıştı.

15 yılı aşkın cihad hayatında Çok istemiş olduğu şehadete 19 Mart 2002 tarihinde o nu cihad meydanlarında yenemeyenlerin ihaneti ile zehirlenerek şehid olmuştur.

Şehadeti Müslümanları gözyaşında bıraksa da, Bugün hala komutan Hattab ın gurubu O nun göstermiş olduğu yoldan ilerlemekte ve Çeçenistan daki işgalin karşısında direnişlerine devam etmektedir.

 Şehidimizi tekrar rahmetle anarken Rabbimiz den O nun derecesini Firdevsi Ala ya yükseltmesini isteriz.

 

KOMUTAN HATTAB
    Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çok cesur, kuvvetli ve gözü pek bir genç olarak yetişmişti.

1987 yılında istilacı Rus ordusuna karsı Afganistan Cihadını en yoğun dönemlerindeydi. Dünyanın dört bir tarafindan Müslüman gençler Rusya işgaline karşı cihad etmek için Afganistan a gidiyordu.

Dünya’nın Süper Güç olarak kabul ettiği Rusya’ya karsı yapilan mücadele ve gösterilen olağanüstü kahramanlıklar Müslümanlar arasında yayılıyordu. Hattab bu dönem içerisinde birçok arkadaşının ve akrabalarının yaptığı gibi Afganistan`a kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987 de ailesi ile vedalaşıp evinden ayrılan Hattab o günden sonra bir daha evine, ailesinin yanına dönmedi.
    Bir mücahit, Hattab in ilk kez Celalabad daki eğitim kampına geldiğinde gördüğü zamanki izlenimlerini söyle anlatıyor: "Celalabat daki eğitim kampı hemen her gün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslar’a karsı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyorlardı. Biz cepheye gitmek için yola çikarken yeni bir grup geldi. Hattab'ı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaslarında henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç..  ilk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsaade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adini sordum. Ibn-ul-Hattab la böylece tanışmış oldum."
    Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gitti. Sonraki 6 yilda, artik Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur ve çetin Mücahit Kumandanları arasına girmiştir. Karsı saldırı ve ateşlerden kaçmaması ve yaralandığın da acısını gizlemesi ile tanınır. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karsı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988-1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesi ninde (fethininde) bulunduğu Afganistan'daki bütün önemli operasyonlara katılmıştır. Allah’in inayeti ile birçok kez ölüm tehlikesi atlatmıştır.
    Bir mücahit, Hattab’in Afganistan’da karnından 12.7 mm’lik ağır bir makineli mermisi ile yaralanmasını söyle anlatıyor: (12.7 mm‘lik bu silah zırh delici olarak kullanılmaktadır ve insan vücuduna isabet etse onu kıyma haline getirir, bunu her askeri uzman tasdik edecektir.)
    "Operasyon sırasında biz cephe gerisinde ufak bir evde idik. Aksam olmuştu ve savaş çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, bir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama bir şeylerin yanlış gittiğini anlamıştık, genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. Ufak bir sıyrık, önemli bir şey yok, dedi. Bir kardeş yanına gidip yarasına bakmak istediğinde önemli bir şeyin olmadığını tekrar ederek onu geri çevirmeye çalisti ama kardes Hattab'i zorlayarak yaraya baktı, elini karnına koydu. Hattab'in yarası şiddetli bir şekilde kanıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak onu bir an önce en yakin hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde halen bunun hafif bir yara olduğunu önemli bir durumun olmadığını söylüyordu."
    Tacikistan da el yapımı bir el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetti. Mücahitler Pesavara gidip orada tedavi olması için ikna etmeye çalıştılar ise de o, Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin sünneti üzere yarasını biraz bal ile sarmış ve arkadaşlarının teklifini reddedmis, bunun için Pesavar’a kadar gitmeye gerek yok demiştir. Parmakları her zaman benzer bir şekilde bandajlıydı.
    Komünistler bozguna uğrayıp, Sovyet ordusu Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldığı zaman, Hattab ve bir grup arkadaşı bu sefer Tacikistan’da ayni düşmana karşı bir savaşın haberini aldılar. Bunun üzerine eşyalarını toplayarak bu grupla beraber 1993 yılında Tacikistan'in yolunu tuttu. Tacikistan'da 2 yıl boyunca karlı, dağlık arazide cephane ve mühimmat eksikliği içinde mücadele ettiler.
    Tacikistan'da geçen 2 yılsonunda, Hattab 1995 yılları basında küçük grubu ile Afganistan'a döndü. O zamanlar, İslami tavır ve kararlılıkları ile herkesi şaşırtan Çeçenler'in Ruslar'a karşı savaşı yeni yeni başlıyordu. Hattab bir aksam uydu televizyonunda gördüğü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini söyle açıklıyor: "Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördüğüm zaman Çeçenistan'da bir cihad olduğuna ve oraya gitmem gerektiğine karar verdim."
    Hattab, 1995 yılının baharında Afganistan'dan 8 mücahit arkadaşı ile birlikte Çeçenistan'a geçti. Afganistan ve Tacikistan'da yaşananlar, Çeçenistan'da 4 yılda yaşanan kahramanlıklar yanında çocuk oyuncağı gibi kaldı. Resmi Rus kaynaklarına göre 2 yıllık Çeçen Rus savaşında öldürülen Rus askeri sayısı Afganistan'daki 10 yıllık kayıplarından fazla idi.
    Hattab ve arkadaşları Afganistan'dan geldiklerinde bölgelerindeki Çeçenlere savaş ve İslami eğitim vermekle işe başladılar. Çeçenistan'da (Khartoshoi 1995, Shatoi 1996, Yashmardy 1996) ve Rusya içinde (Dağıstan 1997 ve 1999) çok önemli operasyonlara katıldılar.
    En şanlı operasyonlarından birisi, 16 Nisan 1996 tarihinde komutasındaki 50 kişilik mücahit grubuyla 50 araçtan olusan Rus konvoyunu tamamen imha ettikleri Shatoi Pususudur. Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26 si rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskova'da 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alınmasına sebep olmuş ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlamentosunda bizzat duyurmuştu. 5 mücahidin sehitlik mertebesine ulaştığı bu operasyon filme alınmış ve fotoğraflarla tarihe kaydedilmiştir.    Bundan birkaç ay sonra Hattab grubu ile Rus Askeri Kışlasına yaptığı başka bir baskında Rus helikopterlerini AT-3 uzaktan yönlendirilen tanksavarlarıyla düşürdüler. Bu operasyon da filme alınmıştır. Ayrıca grubundan bazı mücahitler 1996 Ağustosu’nda Şamil Basayev’in komuta ettiği ünlü Grozni saldırılarında görev almıştır.
    22 Aralık 1997 yılında tekrar sahneye çıkmış, komuta ettiği 100 Çeçen ve Yabanci Mücahidden oluşan grubu ile Rusya içine 100 km sızarak 136. Motorize Zirhli Tugayi Merkezine saldırıda bulunmuştur. Bu baskında 300 Rus aracı tahrip edilmiş ve birçok Rus askeri öldürülmüştür. Birisi Hattab'in kumandanlarından olan Abu Bakr Aqeedah olmak üzere iki mücahit bu baskında şehit olmuştur.
    1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan'dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'in en büyük kumandanlarininda katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev sehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattab'i her zaman takdir ettiğini göstermiştir.
    Hattab cihadın Medya alanına da taşınması gerektiğine inanmaktadır. "Allah bizden kâfirlere karşı onlar bizimle nasıl savaşıyorlarsa öyle savaşmamızı istiyor" Onlar medya ve propaganda yolunu kullanıyorlar, öyleyse bizde kendi medyamızla onlara karşı savaşmalıyız demiştir. Bu yüzden bütün operasyonlarının filmlerinin kaydedilmesine özen gösterir. Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan'daki savaş görüntülerini içeren 100’lerce videokasetinin olduğu bilinmektedir.
    Düşman medyasının yalan, yanlış iddialarına yanıt olarak sadece sözlerin yetmeyeceğini ve video görüntülerinin de cevapta yer alması gerektiğini savunmaktadır.

 Hattab birçok Müslüman tarafından günümüzün Halid b. Velid'i olarak sevilirdi. Ancak vakti geldiğinde öleceğine ve bu vaktin Allah tarafından belirlendiğine, ne bir dakika önce ne bir dakika sonra olacağına yakinen inanırdı. Birçok kez ölümden son anda kurtuluştu. Bunlardan en önemlisi Ruslar tarafından bombalanan 4 tonluk bir Rus aracındayken oldu. Kamyon takla atıp ters dönerken, Hattab yara almadan kurtuldu.
    Zeki ve cesurdu. Ciddi bir kişiliğe sahipti. Askerleri tarafından çok sevilir, ciddiyetsizliğe tahammül edemezdi. Askerlerini sürekli teftiş eder, kişisel problemlerini çözer ve harcamaları için kendi cebinden harçlık verirdi. Her birisi öldüğünde yerini alabilecek kapasitede iyi yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşan bir kadrosu vardı.
    Hattab, Ruslar Kafkasya'dan Orta Asya’ya kadar bütün Müslüman topraklarını tamamen terk edip gidinceye kadar onlarla savaşmaya azmetmişti. "Ruslar'i ve taktiklerini biliyoruz. Zayıf yönlerini de bildiğimiz Rus Ordusuna karsı savaşmak bizim için başka bir orduyla savaşmaktan daha kolay." demişti.
 Yıllarca Rus işgaline karşı İslam coğrafyasını savunmak için Müslüman kardeşlerinin yanında yer aldı. Her operasyonda en önde yer aldı. Sayısız yara aldı. Düşman güçlerine büyük yenilgiler tattırdı. Dünyanın süper güç olarak bildiği İşgalci Rusya ordusunu yapmış olduğu operasyonlar ile çaresiz ve aciz konuma düşürdü. Kendisi ile savaş meydanlarında baş edemeyen İşgalci güçler, O na ihanet çemberi ördüler ve Komutan Hattab ı zehirleme yolunu seçerek 19 Mart 2002 günü şehid ettiler.

Ne mutlu sana ve Senin yürüdüğün yolda ilerleyenlere… 

Ey Şehidimiz!.. Allah sen den razı olsun ve Seni Firdevs i ala da Peygamberimize komşu kılsın.. ÂMİN

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2008 - AH ÇEÇENYA...!

 

Çeçenya Güncesinde Kursun ve Gül


Ah! Ettikçe yüregim Kafkaslara yürüyor
Kafkaslarda feryat var kan daglara yürüyor.

Kafkasların özgürlük türküsünü söylemek
Bize düsmez bilirim bizimkisi gaz vermek
Bu türküyü yazmaya kalem degil kan gerek
Okumaya duymaya insanda vicdan gerek
Azadlık yokusunda çatala düser yürek
Can verir binlerce can hürlügü düsleyerek...

Sökülünce yürekler damar damar bedenden
Azadlığın diyeti yürekse alın...Benden...

Bu savasın bir ucu Kars, Igdır, Ardahan’dır
Düsün titre ve ürper uyan uyar uyandır
Ugrunda verecegin eni sonu bir candır
simdi yasatmak için ölünecek zamandır
Kalbimi yırta yırta haykırışım isyandır
Onlar öldügü yerde yasadigim hüsrandır..

Yüregin çatalına gül atmak bize yetmez
Kursun yoksa güllerin bini bir para etmez

Ölümden korkulur mu korkmalı yasamaktan
Vatanında vatansız yersiz yurtsuz kalmaktan
Azadlığın bedeli para degil kandır kan!...
Bedeli ödenmeli vatan olmalı vatan
Uyan artık milletim bu ölüm uykusundan
Önceden anlamalı, sonra aglatılmadan
Kafkasların kan baskı ey Avrupa nerdesin
Sen hâlâ Endülüste bıraktığım yerdesin

Yürek yoksa ölmeye, yürek nasıl dayansın
Biz ayakta ölürüz sürünenler utansın

Agladığım aglamak sustugum susmak degil
Ugrunda kan döktügün vatandır toprak degil
Vatanında onursuz yasamak yasak degil
Onuruyla ölenin ülkesi tutsak degil
Ölmeyi biliyorsak zulüm bize hak degil
Gelecek özgür günler o günler uzak degil

Yüregim insan yüklü sanmayin ki durgunum
Ben isyana yürüyen DUDAYEV’e vurgunum

Unutma gülüm;
Ölmesini bilene ölüm yasamak olur
Öldürülen her Çeçen bin kez ölüm dogurur.

Kaynak: Altinoluk, 05/2000

by Muhammed Faruk

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

ÇEÇENASENA

Image Hosted by ImageShack.us
Ona söyleyin(rus çarına); Başında bulunduğum bu kahramanların kalplerinde kökleşen zafer imanı kökünden kazınmadıkça; ve en genç muhariplerimden en ihtiyar nâiplerime kadar, tek kurşunları ve tek kolları kalıncaya kadar,Bu mübarek vatanı sondağına,son köyüne,ve en son kaya parçasına kadar karış karış müdafaa etmekten beni hiçbir kuvvet men edemeyecektir.Bu uğurda bütün evlâd ve ayâlimi kılıçtan geçirseniz;en son mürîdimi yok etseniz;tek başıma ve son nefesime kadar sizinle yine döğüşeceğim.Son cevabım budu Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

<

Ülküdaşlarım

< vatanim
asenaezgi
hackedbyzehir
gece38
uzlet
hazanseli
asena06
pepenero
sufiyane
ulkucuozelegitimciler
shn
34bozkurtselcuk34
yesimceden
siiryarismasi
ikizlerinannesi
06ulkucumilitan06
urungu41
guzelbirruyagordum
06burak06
turkedogru
sehriramazan
turkislamulkuculeri
murgican
vatanbekcisi01
tarikyalvac
bozkurt60
erkansi
kutludilek
yalnizkurtunotagi
ickeriya
superturkuzorg

Image Hosted by ImageShack.us