Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usCECENYA HAKKINDA - LA İLAHE İLLALLAH..! - Blogcu



LA İLAHE İLLALLAH..!

28/3/2008 - NUR İÇİNDE YAT EY HATTAB..!

Hayatını cihada adamış Kahraman yiğit komutan Hattab ı şehadetinin 6.yılında rahmetle anıyoruz.

İşgalci Rusya güçlerinin Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan işgallerine karşı Müslüman kardeşlerinin özgürlük mücadelesinde en ön saflarda yer aldı.

Özellikle Çeçenistan cihadında birinci ve ikinci savaş sırasında isminden çokça söz ettirdi. Rus güçlerinin ağır kayıplar verdiği operasyonlarda hep o nun adı vardı ve adeta İşgalci Rus güçleri için korkulu rüya haline gelmişti.

1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistanın en büyük kumandanlarınında katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev şehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattabı her zaman takdir ettiğini göstermiştir.

Onun hayatı bütün Müslüman gençlere örnek bir hayattı. Çeçenistan ve Kafkas gençlerinin İslami ve askeri eğitimlerini alması konusunda gayretli ve öncü isimler arasındaydı.

O gösterdiği izzetli direniş ve fedakârlıklar ile sadece Çeçen ve Kafkas halkının değil, Tüm dünya Müslümanlarının sevgisini kazanmıştı.

15 yılı aşkın cihad hayatında Çok istemiş olduğu şehadete 19 Mart 2002 tarihinde o nu cihad meydanlarında yenemeyenlerin ihaneti ile zehirlenerek şehid olmuştur.

Şehadeti Müslümanları gözyaşında bıraksa da, Bugün hala komutan Hattab ın gurubu O nun göstermiş olduğu yoldan ilerlemekte ve Çeçenistan daki işgalin karşısında direnişlerine devam etmektedir.

 Şehidimizi tekrar rahmetle anarken Rabbimiz den O nun derecesini Firdevsi Ala ya yükseltmesini isteriz.

 

KOMUTAN HATTAB
    Arap Körfezinde varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çok cesur, kuvvetli ve gözü pek bir genç olarak yetişmişti.

1987 yılında istilacı Rus ordusuna karsı Afganistan Cihadını en yoğun dönemlerindeydi. Dünyanın dört bir tarafindan Müslüman gençler Rusya işgaline karşı cihad etmek için Afganistan a gidiyordu.

Dünya’nın Süper Güç olarak kabul ettiği Rusya’ya karsı yapilan mücadele ve gösterilen olağanüstü kahramanlıklar Müslümanlar arasında yayılıyordu. Hattab bu dönem içerisinde birçok arkadaşının ve akrabalarının yaptığı gibi Afganistan`a kısa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987 de ailesi ile vedalaşıp evinden ayrılan Hattab o günden sonra bir daha evine, ailesinin yanına dönmedi.
    Bir mücahit, Hattab in ilk kez Celalabad daki eğitim kampına geldiğinde gördüğü zamanki izlenimlerini söyle anlatıyor: "Celalabat daki eğitim kampı hemen her gün gelen ve gidenlerle dolup boşalıyordu. Ruslar’a karsı büyük bir operasyon hazırlığı içindeydik, eğitimini tamamlayanlar eşyalarını alıp cepheye gidiyorlardı. Biz cepheye gitmek için yola çikarken yeni bir grup geldi. Hattab'ı ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaslarında henüz sakalları yeni yeni çıkan uzun saçlı bir genç..  ilk yaptığı şey kamp komutanlarına gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsaade etmediler. Yanına gidip kendisini tebrik ettim ve adini sordum. Ibn-ul-Hattab la böylece tanışmış oldum."
    Hattab eğitimini tamamladıktan sonra cepheye gitti. Sonraki 6 yilda, artik Hattab 20. yüzyılın gördüğü en cesur ve çetin Mücahit Kumandanları arasına girmiştir. Karsı saldırı ve ateşlerden kaçmaması ve yaralandığın da acısını gizlemesi ile tanınır. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karsı birçok operasyon, pusu ve baskınlarda bulunmuş ve 1988-1993 yılları arasında içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesi ninde (fethininde) bulunduğu Afganistan'daki bütün önemli operasyonlara katılmıştır. Allah’in inayeti ile birçok kez ölüm tehlikesi atlatmıştır.
    Bir mücahit, Hattab’in Afganistan’da karnından 12.7 mm’lik ağır bir makineli mermisi ile yaralanmasını söyle anlatıyor: (12.7 mm‘lik bu silah zırh delici olarak kullanılmaktadır ve insan vücuduna isabet etse onu kıyma haline getirir, bunu her askeri uzman tasdik edecektir.)
    "Operasyon sırasında biz cephe gerisinde ufak bir evde idik. Aksam olmuştu ve savaş çok çetin bir şekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, bir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Yavaşça yürüyerek bize doğru geldi ve yanımıza oturdu. Herhangi bir acı ifadesi göstermiyordu ama bir şeylerin yanlış gittiğini anlamıştık, genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanıp yaralanmadığını sorduk. Ufak bir sıyrık, önemli bir şey yok, dedi. Bir kardeş yanına gidip yarasına bakmak istediğinde önemli bir şeyin olmadığını tekrar ederek onu geri çevirmeye çalisti ama kardes Hattab'i zorlayarak yaraya baktı, elini karnına koydu. Hattab'in yarası şiddetli bir şekilde kanıyordu, elbisesi tamamen kana bulanmıştı. Hemen bir araç çağırarak onu bir an önce en yakin hastaneye ulaştırmak için harekete geçtiğimizde halen bunun hafif bir yara olduğunu önemli bir durumun olmadığını söylüyordu."
    Tacikistan da el yapımı bir el bombasını atarken elinde patlaması sonucu sağ elinin iki parmağını kaybetti. Mücahitler Pesavara gidip orada tedavi olması için ikna etmeye çalıştılar ise de o, Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin sünneti üzere yarasını biraz bal ile sarmış ve arkadaşlarının teklifini reddedmis, bunun için Pesavar’a kadar gitmeye gerek yok demiştir. Parmakları her zaman benzer bir şekilde bandajlıydı.
    Komünistler bozguna uğrayıp, Sovyet ordusu Afganistan’ı terk etmek zorunda kaldığı zaman, Hattab ve bir grup arkadaşı bu sefer Tacikistan’da ayni düşmana karşı bir savaşın haberini aldılar. Bunun üzerine eşyalarını toplayarak bu grupla beraber 1993 yılında Tacikistan'in yolunu tuttu. Tacikistan'da 2 yıl boyunca karlı, dağlık arazide cephane ve mühimmat eksikliği içinde mücadele ettiler.
    Tacikistan'da geçen 2 yılsonunda, Hattab 1995 yılları basında küçük grubu ile Afganistan'a döndü. O zamanlar, İslami tavır ve kararlılıkları ile herkesi şaşırtan Çeçenler'in Ruslar'a karşı savaşı yeni yeni başlıyordu. Hattab bir aksam uydu televizyonunda gördüğü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini söyle açıklıyor: "Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazılı saç bantları takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördüğüm zaman Çeçenistan'da bir cihad olduğuna ve oraya gitmem gerektiğine karar verdim."
    Hattab, 1995 yılının baharında Afganistan'dan 8 mücahit arkadaşı ile birlikte Çeçenistan'a geçti. Afganistan ve Tacikistan'da yaşananlar, Çeçenistan'da 4 yılda yaşanan kahramanlıklar yanında çocuk oyuncağı gibi kaldı. Resmi Rus kaynaklarına göre 2 yıllık Çeçen Rus savaşında öldürülen Rus askeri sayısı Afganistan'daki 10 yıllık kayıplarından fazla idi.
    Hattab ve arkadaşları Afganistan'dan geldiklerinde bölgelerindeki Çeçenlere savaş ve İslami eğitim vermekle işe başladılar. Çeçenistan'da (Khartoshoi 1995, Shatoi 1996, Yashmardy 1996) ve Rusya içinde (Dağıstan 1997 ve 1999) çok önemli operasyonlara katıldılar.
    En şanlı operasyonlarından birisi, 16 Nisan 1996 tarihinde komutasındaki 50 kişilik mücahit grubuyla 50 araçtan olusan Rus konvoyunu tamamen imha ettikleri Shatoi Pususudur. Resmi Rus kaynakları bu pusuda 26 si rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldüğünü ve bütün araçların bertaraf edildiğini bildirmişti. Bu operasyon Moskova'da 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alınmasına sebep olmuş ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlamentosunda bizzat duyurmuştu. 5 mücahidin sehitlik mertebesine ulaştığı bu operasyon filme alınmış ve fotoğraflarla tarihe kaydedilmiştir.    Bundan birkaç ay sonra Hattab grubu ile Rus Askeri Kışlasına yaptığı başka bir baskında Rus helikopterlerini AT-3 uzaktan yönlendirilen tanksavarlarıyla düşürdüler. Bu operasyon da filme alınmıştır. Ayrıca grubundan bazı mücahitler 1996 Ağustosu’nda Şamil Basayev’in komuta ettiği ünlü Grozni saldırılarında görev almıştır.
    22 Aralık 1997 yılında tekrar sahneye çıkmış, komuta ettiği 100 Çeçen ve Yabanci Mücahidden oluşan grubu ile Rusya içine 100 km sızarak 136. Motorize Zirhli Tugayi Merkezine saldırıda bulunmuştur. Bu baskında 300 Rus aracı tahrip edilmiş ve birçok Rus askeri öldürülmüştür. Birisi Hattab'in kumandanlarından olan Abu Bakr Aqeedah olmak üzere iki mücahit bu baskında şehit olmuştur.
    1996 yılının sonbaharında Rusya’nın Çeçenistan'dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Şamil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'in en büyük kumandanlarininda katıldığı bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyası takdim edilip ayrıca Çeçen Hükümeti tarafından General rütbesi ile onurlandırıldı. Cevher Dudayev sehadetinden önce hal ve davranışlarıyla Hattab'i her zaman takdir ettiğini göstermiştir.
    Hattab cihadın Medya alanına da taşınması gerektiğine inanmaktadır. "Allah bizden kâfirlere karşı onlar bizimle nasıl savaşıyorlarsa öyle savaşmamızı istiyor" Onlar medya ve propaganda yolunu kullanıyorlar, öyleyse bizde kendi medyamızla onlara karşı savaşmalıyız demiştir. Bu yüzden bütün operasyonlarının filmlerinin kaydedilmesine özen gösterir. Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan'daki savaş görüntülerini içeren 100’lerce videokasetinin olduğu bilinmektedir.
    Düşman medyasının yalan, yanlış iddialarına yanıt olarak sadece sözlerin yetmeyeceğini ve video görüntülerinin de cevapta yer alması gerektiğini savunmaktadır.

 Hattab birçok Müslüman tarafından günümüzün Halid b. Velid'i olarak sevilirdi. Ancak vakti geldiğinde öleceğine ve bu vaktin Allah tarafından belirlendiğine, ne bir dakika önce ne bir dakika sonra olacağına yakinen inanırdı. Birçok kez ölümden son anda kurtuluştu. Bunlardan en önemlisi Ruslar tarafından bombalanan 4 tonluk bir Rus aracındayken oldu. Kamyon takla atıp ters dönerken, Hattab yara almadan kurtuldu.
    Zeki ve cesurdu. Ciddi bir kişiliğe sahipti. Askerleri tarafından çok sevilir, ciddiyetsizliğe tahammül edemezdi. Askerlerini sürekli teftiş eder, kişisel problemlerini çözer ve harcamaları için kendi cebinden harçlık verirdi. Her birisi öldüğünde yerini alabilecek kapasitede iyi yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşan bir kadrosu vardı.
    Hattab, Ruslar Kafkasya'dan Orta Asya’ya kadar bütün Müslüman topraklarını tamamen terk edip gidinceye kadar onlarla savaşmaya azmetmişti. "Ruslar'i ve taktiklerini biliyoruz. Zayıf yönlerini de bildiğimiz Rus Ordusuna karsı savaşmak bizim için başka bir orduyla savaşmaktan daha kolay." demişti.
 Yıllarca Rus işgaline karşı İslam coğrafyasını savunmak için Müslüman kardeşlerinin yanında yer aldı. Her operasyonda en önde yer aldı. Sayısız yara aldı. Düşman güçlerine büyük yenilgiler tattırdı. Dünyanın süper güç olarak bildiği İşgalci Rusya ordusunu yapmış olduğu operasyonlar ile çaresiz ve aciz konuma düşürdü. Kendisi ile savaş meydanlarında baş edemeyen İşgalci güçler, O na ihanet çemberi ördüler ve Komutan Hattab ı zehirleme yolunu seçerek 19 Mart 2002 günü şehid ettiler.

Ne mutlu sana ve Senin yürüdüğün yolda ilerleyenlere… 

Ey Şehidimiz!.. Allah sen den razı olsun ve Seni Firdevs i ala da Peygamberimize komşu kılsın.. ÂMİN

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/3/2008 - ŞAMİL BASAYEV

Şamil Basayev

Yayınlama zamanı: 31 Temmuz 2006, 16:46

İmam Şamil'in naipleri savaş sırasında cenk şarkıları söylerlerdi.

"Ey ölüm ne kadar soğuk olursan ol!
Bana buz gibi sudan daha tatlı gelirsin.
Senden korkmuyorum.
İstersen gel! Al canımı"


Sözleri ile başlayan cenk şarkısı beni her zaman etkilemiştir.

Ölümü buz gibi sudan daha tatlı görmek anlayışı, Kuzey Kafkasya'nın yiğit savaşçılarının ortak özelliğidir.

Dört yüz yıla yakın bir süredir devam eden Kuzey Kafkasya bağımsızlık mücadelesinde dönem dönem çok kanlı safhalar yaşanmıştır.

1835-1859 yılları arasında yaşanan İmam Şamil mücadelesi sırasında Kafkasya'da taş üstünde taş kalmamış, milyonları aşan Kuzey Kafkasyalı soykırıma tabi tutulmuştur.Sağ kalanlar ise 1864 yılının 21 Mayıs'ında başlayan bir sürgünle yurtlarını terk etmeye zorlanmışlardır.

Nüfusunun yüzde doksanını kaybeden Kuzey Kafkasya halkları, yeniden anavatanda çoğalmış, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yeniden bağımsızlık meşalesini yakmıştır.

Sovyetlerin yıkılışından sonra bağımsızlıktan yana tercihini kullanan Çeçenistan, 1994 yılında Rus işgaline uğradı. Çeçenler, 1994-1996 yılları arasında Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi vererek vatanlarını kahramanca savundular. Rusları bozguna uğratarak vatanlarından kovdular.

Çeçen halkı birinci Rus-Çeçen savaşında efsanevi liderleri Cevher Dudayev'i şehit verdiler.

Çeçenistan Bağımsızlık mücadelesi, İmam Şamil mücadelesinden 150 yıl sonra yeni bir Şamil doğurdu.

Şamil Basayev!

1965 doğumlu, Moskova Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu, öğrencilik yıllarında odasının duvarlarını Che Guevera'nın resimleri ile donatan özgürlüğe aşık Basayev, o zaman İmam Şamil mücadelesini doğru dürüst tanımıyordu bile. Komünist sistemin sınırları içinde ancak Che Guevara'yı tanıyabilmişti.

1991 yılında Gorbaçov'u desteklemek için tankın üzerine çıkan Yeltsin'in yanıbaşında duran birkaç gözükara delikanlıdan biri de Şamil Basayev'di.

1992 yılında patlak veren Gürcü-Abhaz savaşında Kuzey Kafkasya'nın akraba halklarından olan Abhazların safında gönüllü olarak savaştı. Abhazya'nın işgalden kurtulmasından sonra Çeçenistan'a döndü. Basayev, Abhazya'nın en önemli madalyası olan "Abhazya Halk Kahramanı" madalyası ile taltif edildi.

1994 yılında Ruslar, Çeçenistan'a saldırınca, yine cepheye koştu. Abhazya savaşında kendisiyle beraber savaşan Çeçenlerin desteğiyle oluşturduğu birliği ile savaşa katıldı. Kendisine katılan gönüllülerle birlikte binlerce kişiye komuta eden bir komutan olarak devlet başkanı Dudayev'in en önemli komutanları arasında yer aldı.

Dudayev'in şehadetinden sonra Budenovsk baskını ve Grozni savunmasında Rusları yıldırarak masaya oturmaya zorladı.

Zaferin kazanılmasından sonra yapılan Çeçenistan devlet başkanlığı seçimlerinde aday oldu. Popülaritesine rağmen halkın büyük çoğunluğu tercihini Aslan Mashadov'dan yana kullandı. Basayev askeri güç elinde olmasına rağmen Mashadov'u ilk tebrik eden oldu.

Yenilgiyi hazmedemeyen Ruslar, sürekli olarak provokasyonlara başvurdular. FSB laboratuarlarında hazırlanan planlarla bağımsızlığa giden Çeçenistan'nın yolunu kesmeye çalıştılar.

1999 yılının 9 Ağustos'unda Dağıstan'ın Çeçen sınırında operasyon yapan ve halka zulmeden Rus ordusunun işkencelerinden yılan halkın feryatları üzerine 17 Ağustos'ta Dağıstan'a giren Şamil'in hareketi ikinci Rus-Çeçen savaşının başlangıcı sayıldı.

Söylenenin aksine Basayev, Dağıstan'a girip savaşa sebep olmadı. Rus ordusunun Dağıstan'a girişi 9 Ağustos, Basayev'in müdahalesi 17 Ağustos'tur.

Çeçenistan mücadelesini rotasından saptırmak isteyen Ruslar, bütün dünyayı dezenformasyona tabi tutarak Çeçen direnişini "terör", Çeçen savaşçılarını da "terörist" olarak tanıtıp ifsat ettiler. Direnişin efsanevi önderi Şamil Basayev'i "baş terörist" ilan ederek bütün dünyanın gözünde onu suçlu ilan ettiler.

Bağımsızlık savaşçısı Şamil Basayev'i durdurmak isteyen Ruslar, bir gece içinde ailesinden 11 kişiyi çoluk çocuk demeden katlettiler. Yakınlarına ve akrabalarına akla hayale gelmeyen işkenceler uyguladılar.

Basayev, bütün bunlara karşılık davasından vazgeçmedi . Savaşın içinde zaman zaman Rusları dehşete düşüren eylemler planladı.

İnguşetya Operasyonu, Moskova tiyatro baskını, Beslan okul baskını vs. Şamil Basyev'in üslendiği olaylar oldu.

Dudayev, Yandarbiyev, Mashadov ve Sadullayev gibi dört devlet başkanını cephede şehit veren Çeçen direnişinde hayatta kalması, ölmemesi Basayev için işbirlikçi ajan gibi suçlamaların yapılmasına bile sebep oldu.

Basayev, kendi metodları ile Ruslara karşı mücadeleye devam etti.

Beslan baskınını üslenmesi onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Eylemin sonucunda hayatını kaybedenleri kimin öldürdüğüne bakılmaksızın Basayev'in ipi çekildi.

Basyev'in Beslan olayındaki en büyük suçu böyle bir eylemi planlarken çok iyi tanıdığı Rusları yeterince iyi tanıyamamış olmasıydı. Basayev bu eylemi planlarken Rusların çocuklara karşı operasyon düzenleyebileceklerini hiç düşünmedi.

Bir okula yapılan baskında rehin alınan çocukların hayatının hiçe sayılacağını Basayev, hesaplayamadı. Adamları ile okulun içine kadar uzanan yolda bütün engellerin bir bir ortadan kalkarak Beslan eyleminin yapılacağı okula kolayca ulaşılmasının sırrını Basayev, anlayamadı.

Oysa tezgah FSB laboratuarlarında hazırlanmıştı. Basayev ve güçlerini okulun içlerine sokmayı başaran FSB için yapılacak tek şey kalıyordu. Beslan'da yaşanan trajediyi bütün dünyaya naklen vermek. Hiçbir gazetecinin giremediği yasak bölge olan Beslan'a yüzlerce gazete ve canlı yayın aracının girmesine izin verilmesi hatta bölgeye taşınmasının sebebi aylar sonra anlaşıldı.

Beslan'ın provakasyon oluşu alenen görünmesine rağmen Ruslar, bunu çok iyi kullandılar. Yüzlerce masum Oset çocuğunu katlederek, bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Bir tarafta Çeçen direnişine duyulan sempati azaltılırken, diğer taraftan da Şamil Basayev'e çocuk katili damgası vuruldu..

Hiç kimse, 1994-2005 yılları arasında 1-12 yaş arası 46.000 Çeçen çocuğunun kaybettiğini hatırlamadı. Hiç kimse toplam nüfusu ancak 1 milyon olan Çeçen halkının 260.000'nin Ruslar tarafından katledildiğini söylemedi.

Basayev, zaten yaşarken zoru yani ölümü tercih etmişti. Onun yolu ya özgürlük ya da ölümdü. Makina mühendisi olarak ya da özel istidadına dayanarak, bir Çeçen mafyası kurup Rusya'nın sayılı zenginleri arasına katılıp servet üstüne servet yapmak varken o özgürlük savaşçısı olmayı tercih etti.

Rusların onun hakkında verdikleri hüküm ve tanımlamalarla hiç ilgilenmedi. O, bildiği yoldan bir milim bile sapmadan yürüdü ve yürüdü.

Basayev de bağımsızlığı göremeden dünyadan göçen birçok bağımsızlık savaşçısı gibi terörist olarak tanımlanarak, tarihte yerini aldı.

Savaştığı dönemlerde hain ve terörist olarak tanımlanan Arafat, Castro, Lenin, Stalin gibi liderler iktidara gelip, dünya tarafından tanınınca nasıl "Sayın" ünvanlı liderler haline gelmişlerse Basayev de gün gelecek, Kafkas halklarının gönlünde zaten özel bir yeri olan adını başka uluslara da kabul ettirecektir.

Yüz elli sene sonra Şeyh Şamil'in adını yeniden dirilten Şamil Basayev'in adı asırlar sonra şüphesiz başka Şamiller tarafından doldurulacaktır. Bağımsız Kafkasya idealinin yalnız ve garip savaşçıları, dünya onların savaşını anlayamasa da onlar savaşa devam edeceklerdir.

Dünyada halen terörün tam bir tanımı yok. Şamil'in Beslan eylemindeki tavrını tam olarak anlayamamış olsam da Şamil Basayev'i seviyorum. O, bir Kuzey Kafkasya kahramanıydı. Bol miktarda kahramanlar yaratan Kafkas halklarının 21.yüzyıldaki en önemli idolü Şamil Basayev olacaktır. Rusların anlayamadığı bir husus var; Çeçenistan'da verilen mücadele şahıslara bağlı değildir. Azerbaycan efsanevi lideri Mehmet Emin Resulzade'nin dediği gibi; "Yükselen bayrak inmez"

Vatanını, dinini, namusunu, ailesini, onurunu, malını korumak için savaşan ve canını feda edenler Kuran'ı Kerim'de şehit olarak anılmaktadır. Şamil, bunların hepsini fazlasıyla yaptı.

Allah şehadetini kabul etsin.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2007 - LA İLAHE İLLALLAH

Çeçenistan semalarında Allah lafzı

Çeçenistan semalarında Allah lafzı

Son günlerde direnişin tırmandığı Çeçenistan’da Müslümanları sevindiren operasyonlar üst üste geliyor.

Mücahidlerin Ruslara karşı zor şartlarda gerçekleştirdikleri operasyonlarda Allah’ın yardımıyla Ruslar ciddi kayıplar veriyorlar

Kafkas dağları, mücahidlerin tekbir sesleri ile yankılanırken, gökyüzüne de Allah’ın ismi bulutlarla yazıldı.

Caharkale semalarında bulutların üzerinde gözüken Allah yazısı, herkesi heyecanlandırdı. Bu olay sonrası, tüm halk ve mücahidler Allah’ın kendilerine vereceği zaferin yakın olduğunu söylüyor ve bunun bir işaret olduğunu belirtiyorlar.

Çeçen mücahidler yaptıkları tüm açıklamalarda; Türkiye ve Dünya Müslümanlarından Çeçenistan’daki kardeşlerini unutmamalarını dua ve yardımlarıyla kardeşlerinin yanlarında saf tutmalarını istiyorlar.

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2007 - İŞTE ÇEÇENİSTAN

Sıcak odalardan karlı Kafkas dağları görünür mü? Durduğunuz yerden nasıl görünüyor Çeçenistan? Görünüyor mu gerçekten?

Duyuyor musunuz Çeçen çocuklarının ağıtlarını? Görüyor musunuz Çeçen analarının göz yaşlarını? Çeçenistan'da toprağa düşen özgürlük savaşçılarının,salt kendileri için değil hepimizin onuru için savaştığını ve öldüğünü biliyor musunuz?

Biliyor musunuz Çeçen dağlarında her gün kaç İsmail kurban olup toprağa düşmekte? Rabbim, kaç kurbana bedel toprağa düşen her bir yiğit? Her birimiz Haşimoğulları'nın yaşlı reisi Abdulmuttalip kadar bile olamadık. Canlarını ortaya koyan bu yiğitler için, sürülerinden vazgeçecek kaç kişi var

Kurban olanlar orada, bayram yapanlar burada? Bu nasıl iş? Bu utancın altından nasıl kalkılır? İnsan kendi benliğinececen5.jpg (29313 Byte) nasıl izah eder bunu? Nasıl teselli bulur kabaran yürekler? Nasıl yüzü tutar insanın Rabbine karşı?O'na nasıl açıklar kurbanı, nasıl açıklar bayramı, nasıl açıklar halini?

Ya Çeçenistan'dan buralar nasıl görünür? İslami kılıf geçirilen sefahatler,yeşile boyanan israf ve depdebe, müslüman yüreklerde hortlayan saltanat aşkı, 'mütedeyyinleşen' şaşaa ve debdebe de görünür mü?

Çeçenistan'dan bizim elleri seyreden melekler ne düşünürler? Ne haber verirler? Kim için, neyi isterler? Kime, nasıl dua ederler? Kime ne getirirler,hangisinden neyi götürürler? Oranın karnesine neyi yazarlar, buranın karnesine neyi? Melekler ağlar mı? Ağlarsa kimin haline ağlarlar; onların halinemi, bizim halimize mi?

Çeçenistan'dan yükselen çığlık yüreğime bir yumruk gibi gelip oturuyor.Dinledinizse bile, bir daha dinleyin:

"İbadet eden yaşlılara!

Kadınlara, analara!

Ümmetin önderlerine, Allah'a yönelen herkese!

Bu çağrı hepinize:

Savaş gitgide kızışıyor, yürekler paralanıyor. Durum çok ağır ve düşmanın vahşice saldırıları dinmek bilmiyor. Dünya ölçeğinde tüm kafirler işbirliği içinde, bize karşı dümenler çeviriyorlar. Uçaklar, en korkunç bombalar yağdırıyor üzerimize. Toplar ateş kusuyor. Dağlar, dağlarımız kar ve buzlarla kaplı; soğuk donduruyor.

...

Ey İslam ümmeti! Aranızda Allah'la sözleşmesine sadık kalanlar yokmu? Samimiyetle ve engin bir tevazu içinde ellerini semaya kaldırdığı zaman duası reddedilmeyecek kimseler yok mu? Yoksa bizi dualarınızda bile unuttunuz mu? Nerede gece yarıları, gök kapılarının açıldığı müstesna zamanda Allah'a yolladığınız ısrarlı talepler? Namazınızı topyekün bir duaya dönüştürecek olan kunutlar şimdi değilse ne zaman?

Allah'ın Rasulü şehit edilen arkadaşları için günlerce kıldığı ve kıldırdığı her zamanda kunut duaları etmişti. Bugün binlerce müslüman kardeşiniz öldürülürken,sizin desteğiniz nerede?

Ey İslam ümmeti! Dualarınızdan bizleri unutmayın, zafer için bizi destekleyin!"

Namazı ayağa kaldırmak

cecen4.jpg (6784 Byte)Kur'an'da namaz emrinin geçtiği hemen tüm ayetlerde kullanılan "ekîmu's-salat"ibaresinin anlam çağrışımlarından biri, belki de birincisi bu: "Namazlarınızı ayağa kaldırınız!" Çünkü namazlar ölü gibi, yerde sürünüyor. Namazların başı dik değil, başı eğik. Namaz, insanın Allah karşısındaki esas duruşunu sembolize eden muhteşem bir simge. Ama, Allah'a karşı esas duruşu olmayanların başını nasıl dik tutsun namaz? Namazın başını dik tutmayanların başının eden dik tutsun namaz?

Namaz "salat"ın karşılığıdır. Salatın kök anlamı 'dua, talep, yardım,destek'tir. Bu anlam alanıyla birlikte düşündüğümüzde "ekimu's-salat" emrinin karşılığı "yardımı/desteği/duayı, daveti/davayı ayağa kaldırın!" olmuş olur.

Çeçen müslümanların çağrısı "Aranızda Allah'la sözleşmesine sadık kalanlar yok mu?" diyor.

Bu soru zor! Bu soru kurşun! Kaç kişi yüzü kızarmadan ve yüreği titremeden"Var!" cevabını verebilir?

Çağrı "Duası kabul olanlar yok mu aranızda?" diyor. Yukarıdaki sorunun bir devamı aslında. Allah'la sözleşmesine ihanet etmeyenlerin duaları kabul olur. Çünkü Allah sadıkları sevdiğini, hainleri ise sevmediğini vahyi aracılığıyla bildiriyor. Allah sevmediğinin davetine niçin icabet etsin? Kendisine ihanet edenlere neden dönüp baksın?

Çeçenlerin çağrısı, ruhunu cesedine kurban edip adetleştirdiğimiz namaz ibadetinin unutulmuş bir boyutunu yeniden gündeme getiriyor: Kunut. Gece namazlarında anlamını, işlevini, ruhunu bilmeden okuduğunuz "kunut", işte gerçek kunuttan arta kalan aslıyla alakasız bir maket. Zaten "dua" anlamına gelen salatı, gerçek bir duaya dönüştürür kunut. Üçüncü sınıf ilmihallerin otomatikleştirdiği namaza yeniden Nebevi dinamizmini kazandırır ve onuadet olmaktan çıkarıp ibadete dönüştürür.

Hz. Peygamber başta Bi'r Meune faciası olmak üzere, hayatında kendisini üzen ve önünün tıkandığını hissettiğicecen6.jpg (4868 Byte) zamanlarda, namazlarda, son rükudan doğrulduktan sonra bir parantez açar ve gündemle ilgili uzun dualar ederdi.Bu, tabir caizse bir "imdat", bir "acil yardım", bir "inşirah" çağrısıydı.Bi'r Meune'den sonra, her namazda, bazı rivayetlere göre dört ay boyunca namazlarda 'kunut' adı verilen böylesine canlı bir dua uygulamasına gitmişti.

Durmayın, canlandırın namazlarınızı, katın hayatın içine ibadeti. Rutin olmaktan çıksın, ibadet hayata hayat ibadete dönüşsün.

Unutmayın, namazlar dirilmedikçe ölü canlara ruh üflenmeyecektir.

Fakat, Çeçenistan'ı dualarınızdan unutmayın: Kim bilir, belki içinizden iman sözleşmesine sadık kalmış birinin çağrısı adresine ulaşır.

Kaynak: Akit, 28 Şubat 2000

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/2/2007 - DİRENEN ÇEÇENYA



21.Yüzyıla şahit olan insanlar, bir zamanların süper gücü Rus orduları karşısında bir avuç insanın kahramanca direnmesini yeterince anlamlandıramadılar. Batı medyasına göre direnenler birer asiydiler. Ama sorgulayıcı akıl için, bu kadar baskılara karşı bir millet şuuru olmadan asilik kimliği ile baş koymanın pek de inandırıcı olmadığıydı. Aslında Çeçenistan'da direnişin bir öyküsü vardı. Bu öykü oldukça derin ve gerilere kadar uzanıyordu. Çeçenistan'daki savaşı da tam olarak yorumlayabilmek için bu öyküyü okumak gerekiyordu. Bu direniş anlamını tarihten alıyorlardı herşeyden önce. Kısacası her Çeçen'in dağarcığında dedelerinden kalma bir miras vardı:Özgürlük için direniş. Allah bu mirası eşit bir şekilde paylaştırmıştı. İşte Çeçenlerin öyküsü:


Çeçenistan-İçkeriya Cumhuriyeti toprakları, 400 yıllık bir savaş sonrasında 20. yüzyıla girerken Rusya ordusu tarafından işgal edildi. Kafkas savaşının bitişi resmi tarih kaynaklarında 1859 olarak gösteriliyor. Bu aynı zamanda İmam Şamil'in teslim tarihidir. Oysa Çeçenistan topraklarında aktif askeri hareketler, ta 1878'lere kadar Şamil'in naibi Baysungur, Magomed (Muhammed) Emin ve Çeçenistan İmamı Alibek Hacı önderliğinde devam ettirilmiştir. Çeçenistan'da Rus işgal yönetimine karşı askeri hareketler 1876 yılına kadar sürdürüldü. Son Çeçen askeri liderlerinden Hasuha Magomadov 1876 yılında öldürüldü.

1780
Çeçenler, Çarlık Rusyasının işgaline karşı direniş başlattılar. Cihadın lideri Şeyh Mansur'du. İmam Mansur 1791'de tutuklandı ve 1794'te Slisselarg hapishanesinde şehit edildi.

1816
General Yermalov Kafkasya'ya komutan tayin edildi. Yermalov büyük bir ordu hazırlayarak Kuzey Kafkasya'da katliama start verdi.

1828
Savaş Kafkasya'ya yayıldı. Ruslara karşı direniş Dağıstan'da Müslümanları örgütleyen İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat önderliğinde devam etti.

1834
İmam Hamzat'ın şehit edilmesi üzerine direnişe İmam Şamil önderlik etmeye başladı. Taso Hacı liderliğindeki kuvvetler de İmam Şamil saflarına katıldı.

1839
Çarlığın Kafkas istilası Çeçen topraklarına Rus baskınlarıyla devam etti. İmam Şamil liderliğindeki bütün Kuzey Kafkasya halkları gazavata başladılar. Rus tarihine Kafkas Harbi olarak geçen Milli Azadlık cihadı tam 25 yıl sürdü.

1859
Ruslar, Çeçenlerin son durağı Vedeno köyünü de işgal etti. İmam Şamil esir düştü. Fakat Çeçenler yılmadı. Savaş 1864 yılına kadar devam etti.


1877
Çeçen ve İnguşlar yeniden ayaklandılar. İki yıllık çetin savaştan sonra Ruslar, Çeçen ve İnguşları vatan topraklarından sürgün ettiler ve bölgeye Rus Kazaklarını yerleştirmeye başladılar. Bunun üzerine Çeçen ve İnguşlar gerilla savaşı başlattı. Zalimhan, liderliğindeki mücahitler 1917 yılına kadar Rus Kazaklarına karşı savaştılar.

11 Mayıs 1918
Rusya Çar İmparatorluğunun çöküşünden sonra, Kafkasya'da Çeçen siyasi liderlerinden Tapa Çermoyev'in başkanlığında "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti" kuruldu. Bu Cumhuriyet Almanya ve Osmanlı Devleti tarafından tanındı. Ancak bu devlet, önce beyaz ordu, daha sonra da bolşevik ordusunun hücumuna maruz kaldı ve işgal edildi.

1919-1920
Mücadele Şeyh Uzun Hacı başkanlığında devam ettirildiyse de 1921 yılında Kuzey Kafkasya Bolşevikler tarafından tamamıyla işgal edildi. Fakat özellikle Çeçenistan'da gerilla hareketleri durmadı. Ayrıca Kafkasya'daki Rus yayılmacılığına bu sefer Komünizm gerekçeli baskılar eklenmişti.

1922
Komünistler, bölgeyi "Çeçen vilayeti" ilan etti.

1924-25
Kafkasya Sıkıyönetim Komutanlığı, hapis furyası başlattı.

1929
Kafkasya Harbi Komutanlığı, Kuzey Kafkasya'da halkın topraklarına el koymaya başlarken buna karşı çıkan Çeçenler de, Sit İslambulov liderliğinde yeni bir başkaldırı hareketine start verdiler.

1930
Kızırlordu, Sit İslambulov liderliğindeki mücahitlerle anlaşma yoluna gitti. Bu anlaşmayla Sovyetler, Çeçen İnguşların haklarına saygı duyacaklarına dair garanti vermiş oldular.

1931
KGB, anlaşmayı bozdu ve Sit İslambulov ve arkadaşlarını kurşunlatırdı. Sit İslambulov'un yerine kardeşi Hasan İslambulov geçti. Kızılordu ile savaş 1935 yılına kadar devam etti.

1932
Nogayyurt bölgesindeki halk ayaklandı. Buna karşı daha sonra KGB'ye dönüşen NKVD buradaki halkı hapislere tıkarak işkence uyguladı.
Sonra diğer yerlerdeki milleti kötülemek için kızıl partizan İbrahim Gelderan liderliğinde sahte bir ayaklanma gerçekleştirildi. Böylece KGB, halkı Kızılordu kurşunlarına hedef ettirmeyi başardı.

1936
Moskova, Çeçen-İnguş vilayetine, Çeçen İnguş Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyeti adını verdi. "Sovyet Sosyalist" kelimelerini itirazı olan kişileri 1937 yılında hapse attılar. Bir yıl içinde binlerce kişi tutuklandı ve hiçbirisi evine dönemedi.

1940
Tehcir politikası başlatan Ruslara karşı Hasan İslambulov liderliğinde başlayan ayaklanma Kafkasya'da birleştirici rol oynadı. Hasan İslambulov, Şatoy şehrini ele geçirdi ve Galanoj İnguş halkının geçici hükümeti kuruldu. Rusların onca saldırısı İslambulov taraftarlarını yokedemedi.

1942
Çeçenistan'da, Çeçen Devletinin yeniden kurulduğu ilan edildi. Devletin başında avukat Hasan İsrailov vardı.

23 Şubat 1944
Geniş çaplı askeri operasyon sonucunda, tüm Çeçen halkı, Kırım, Karaçay, Balkar ve Ahiska Türkleriyle birlikte, Stalin tarafından Sibirya ve Türkistan steplerine sürgün edildiler.
Çeçenistan topraklarında tek tek gerilla grupları ta 1976 yılına kadar faaliyet gösterdiler.

1944
Bu topyekün sürgün sırasında binlerce Çeçen açlık, salgın hastalık ve Rus kurşunlarına hedef oldu.

1957
Sovyet lideri Nikita Kurusçev, sürgündeki Çeçen ve İnguşlara, eski durumlarına kavuşmaları için bazı haklar tanıdı. Sürgündekiler, Çeçen
İnguş Cumhuriyeti'ndeki yurtlarına dönmeye başladılar. Bu arada Moskova, Rus Kazaklarını Çeçen İnguş topraklarına yerleştirmeye ve nüfus yapısını değiştirmeye devam ediyordu.

1976
Çeçenistan dağları bu tarihe kadar silahlı mücadelelere tanık oldu.

1982
Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin birinci adamı Brejnev'in yardımcısı Süslov, "Başka milletler, Sovyetler Birliği'ne kendi arzuları ile katılmışlardır" diyerek asimilasyon politikasını sürdürdü.

1988
Çeçen İnguş Halk Cephesi kuruldu. Hoca Ahmet Bisultanov lider seçildi. Cephe, ilk eylem olarak Gudermes'te yapılmakta olan kimya fabrikasına karşı protesto gösterileri düzenledi. Bu arada siyasi teşkilâtlar da kuruldu. Bu teşkilâtlar, 1990 yılında siyasi parti kimliği kazandı.

23-25 Ekim 1990
Grozni'de Çeçen Halkı Kongresi yapıldı. Kongrede, Çeçen halkının bağımsızlığının ve devletinin yeniden ihya edilmesine ilişkin deklarasyon kabul edildi.

27 Ekim 1990
Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nin Moskova yanlısı yönetimi, Çeçen Halk Kongresi'nin yayınladığı Deklarasyonu onayladı; ayrıca kendisi de Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nin devlet bağımsızlığı hakkında bir deklarasyon yayınladı. Sözde özerkliğin kaldırıldığı, SSCB ve RF dışında bağımsız Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nin kurulduğu ilan edildi. Çeçen halkı, SSCB ve RF tarafından yapılan herhangi bir referanduma veya devlet başkanı seçimlerine katılmamıştır.

8 Temmuz 1991
Çeçen Halk Kongresi 2. Toplantısı'nda alınan kararda, Sovyet hükümetine, Çeçenistan'la geniş çaplı bir İttifak Anlaşması yapılması önerilmişti. Çeçenistan'ın özerklik statüsünün değişmiş olmasından dolayı ve Çeçen Halk Kongresi kararı doğrultusunda, Çeçen-İnguş Cumhuriyeti Moskova yanlısı yönetiminin meşruluğunu kaybetmiş olduğu ilan edildi.
19 Ağustos 1991'de Moskova'da gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra, Çeçen Halk Kongresi, darbecilere karşı silahlı direnmeyi organize etti.

1 Eylül 1991
Çeçenistan'ın her seviyeden olan Sovyet meclis temsilcilerinin de katılımıyla Çeçen Halk Kongresi'nin 3. Toplantısı gerçekleştirildi ve burada, Moskova yanlısı Çeçen-İnguşetya Yüksek Sovyeti'nin düşürülmüş olduğu, keza Rusya ile yüzyıllarca sürdürülen savaşlar sonucunda kaybedilmiş olan devlet bağımsızlığı ve devlet hukuki statüsünün ihya edilmiş olduğu ilan edildi.

6 Eylül 1991
Eski Moskova yanlısı yönetimin Yüksek Sovyet'i düşürüldü. Yüksek Sovyet, KGB ve İçişleri Bakanlığı binaları Çeçen Halk Kongresi'nin denetimine girdi.

15 Eylül 1991
Eski Çeçen-İnguşetya Yüksek Sovyeti kendini fesh etme yönünde karar aldı.
Çeçen Halk Kongresi, Çeçenistan'ın her seviyeden olan Sovyet meclis temsilcilerinin de katılımıyla, Geçici Yüksek Konsey oluşturdu. Bu Konseye, bağımsız Çeçenistan devletinin Başkan ve Parlamento seçimlerini gerçekleştirmek görevi verildi.
Meşru seçimlerin yapılabilmesi için gereken hukuki belgeler ve kanuni işlemler Kongre ve Geçici Yüksek Konsey tarafından düzenlendi.

Ekim 1991
İnguş halkı, İnguşetya'da kendi kongresini yaptı ve merkezi Nazran şehrinde olmak üzere kendi cumhuriyetinin kurulmuş olduğunu ilan etti.

27 Ekim 1991
Dünyanın 23 devletinden ve uluslararası kuruluşlardan gelmiş olan gözlemcilerin gözetiminde, bağımsız Çeçen devleti parlamentosu ve devlet başkanı seçimleri yapıldı. Seçim sonuçları ile ilgili olarak, uluslararası gözlemcilerin seçimlerin meşruluğu konusunda düzenlediği tutanak kabul edildi.
Çeçen Halk Kongresi Başkanı olan, stratejik hava kuvvetleri generali Cahar Dudayev, bağımsız Çeçen devletinin Başkanı seçildi. Aynı zamanda 41 milletvekilinin oluşturduğu parlamento da seçildi.

1 Kasım 1991
Çeçen Devlet Başkanı C. Dudayev, ilk olarak "Çeçen Cumhuriyetinin Devlet Bağımsızlığının İhya Edilişine Dair" kararnameyi imzaladı. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin, olağanüstü hal ilan ederek Çeçenistan'ın başkenti Grozni'ye asker gönderdi. Bu askerlerin Grozni havaalanında Devlet Başkanı Dudayev'e bağlı askerler tarafından engellenmesi üzerine, Rusya Parlamentosu olağanüstü hali kaldırdı ve Rus askerleri 3 gün sonra geri döndü.

12 Mart 1992
ÇİC parlamentosu, bağımsız Çeçen devletinin anayasasını kabul etti; ki burada, Çeçen Cumhuriyeti'nin devlet bağımsızlığına dair tutanak, anayasal normlar üzerine oturtulmuştu.

Nisan 1992
Çeçen hükümeti ile yapılan bir anlaşma doğrultusunda; Rusya orduları, Çeçenistan topraklarından tamamen çıkarıldı. Bu tarihten itibaren Çeçenistan topraklarında tek bir Rus askeri dahi kalmamıştır.

Haziran 1992
Çeçen-İnguş Cumhuriyeti, "Çeçenistan" ve 'İnguşistan" olarak birbirinden ayrıldılar. İnguşistan, Rusya Federasyonu içerisinde kalmaya karar verirken Çeçenistan'ın bağımsızlık kararı Rusya tarafından reddedildi.

1994
Moskova, "Çeçenistan suçlular karargahı haline geldi" diyerek propaganda savaşı başlattı. Bu arada halka Cahar Dudayev'i devirme çağrısı yaptı

2 Ağustos 1994
Rusya'nın desteğini alan Geçici Konsey, Cevher Dudayev'i devirme çalışmalarına başladı.

25 Kasım 1994
Moskova destekli isyancılar, tank ve ağır silahlarla Grozni'ye saldırdılar. Fakat bir gün sonra geri çekilmek zorunda kaldılar.


29 Kasım 1994
Boris Yeltsin, Dudayev ve muhalefete 48 saat içinde silahlarını bırakmaları çağrısında bulundu. Aksi halde olağanüstü hal ilan edeceğini açıkladı. Rus uçakları Grozni'yi bombaladı.

30 Kasım 1994
Rus uçakları tarafından yeni bir hava saldırısı daha yapıldı. En az 10 uçağın katıldığı saldırıdan sonra Cahar Dudayev, kadın ve çocuklardan Grozni'yi terketmelerini istedi. Rusya, Çeçen sınırına asker yığmaya başladı.

1 Aralık 1994
Rusya'nın, verdiği sürenin bitmesine rağmen, hiçbir harekette bulunmayan Yeltsin, Çeçenlerin elindeki Rus esirleri geri alabilmek için her yolu deneyeceğini açıkladı.

6 Aralık 1994
Çeçenistan'ın bağımsızlığına kavuşmasının ardından Rusya ile ilk kez üst düzey bir toplantı yapıldı. Rusya Savunma Bakani Pavel Graçev ve Cahar Dudayev, yaptıkları görüşmede, krizin sona ermesi için güç kullanılmaması konusunda görüş birliğine vardılar.

7 Aralık 1994
Rus Güvenlik Konseyi, tarafların silahsızlandırılması için bütün anayasal tedbirlerin uygulanmaya konulmasını istedi.

8 Aralık 1994
Boris Yeltsin, anayasal tedbirlerin uygulanmasını istedi.

10 Aralık 1994
Rusya, Çeçen hava sahası ve sınırını kapattığını açıkladı. Grozni yine bombalandı. Dudayev'in yardımcılarından biri, Rusya'nın Çeçenistan'ı işgal etmeleri halinde, Rus askerlerinin tabut içinde terk edeceklerini söyledi.

11 Aralık 1994
Rus askerleri, 3 koldan Çeçenistan'a girdiler. Yeltsin, 15 Aralık tarihine kadar süre tanıyarak, Çeçenlerin silahlarını bırakmalarını istedi.

12 Aralık 1994
Rus uçakları, Grozni yakınındaki hedefleri bombaladı. Grozni'nin dışındaki köylerde ağır çarpışmalar meydana geldi.

14 Aralık 1994
Cahar Dudayev, Rusya'yı uyararak bir adım daha atmaları halinde, gerilla savaşı başlatacaklarını ilan etti. Barış ümidi, Çeçenlerin
Rusya'nın isteklerini reddetmeleri ile son buldu.

15 Aralık 1994
Boris Yeltsin, Dudayev taraftarlarının silah bırakması için verdiği süreyi 48 saat daha uzattı. Dudayev, Rus askerlerinin çekilmesi halinde masaya oturacağını açıkladı.

16 Aralık 1994
Çeçenistan'a gönderilen bir Rus general, Yeltsin'in hareketinin anayasaya aykırı olduğunu belirterek, "Bir adım daha ileri gitmeyeceğini" ilan etti. Rusya Güvenlik Konseyi yaptığı açıklamada, verilen süreyi cumartesi gece yarısına kadar erteledi.

17 Aralık 1994
Rusya Dışişleri Bakanı Andrei Kozirev, yabancıların ülkeyi terketmesini istedi ve Dudayev'i bir defa daha görüşme masasına davet etti.

18 Aralık 1994
Rus uçakları gece yarısından itibaren Grozni'yi bombalamaya başladılar. Fakat kara harekâtına geçilmedi. Grozni'de bulunan Dudayev taraftarları sessiz kalarak Rusya'nın ikinci bir adım atmasını beklediler.

19 Aralık 1994
Rus kuvvetleri özellikle sivil yerleşim birimlerini bombalayarak 16 kişinin ölümüne sebep oldu. Grozni'ye yönelik hava saldırıları yine devam etti. Grozni dışında yoğun çarpışmalar olduğu bildirildi. Bölgede bulunan gazeteciler, Petropavlovskaya köyünün Rusların eline geçtiğini bildirdi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yönelik saldırılarda sarayın isabet almadığı mermilerin bos araziye düştüğü belirtildi.


Ocak 1995
Rus tankları Grozni'nin merkezine doğru ilerlemeye başladı.

Şubat 1995
Mücahitler başkent Grozni'yi terk etmeye başladı.

Nisan 1995
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı AGIK, Çeçenistan komisyonu kurmaya karar verdi. Dudayev, Rusya içinde saldırıda bulunma tehdidinde bulundu. Argun, Gudermes ve Sali'yi ele geçirmeye basladı.

Mayıs 1995
Rus askerleri Kafkas dağına doğru ilerledi. AGIK himayesinde yapılan görüşmelerin ilk turunda sonuç alınamadı.

Haziran 1995
Rusya Askerlerinin güneydoğudaki mücahitlerin karargâhını ele geçirdiklerini duyurdu. Ursalr, Satoy ve Nazhoyyurt'u da aldılar.

14 Haziran 1995
Çeçenistan'a 70 kilometre mesafedeki Stavropol şehrinin Budonnovski kasabasına baskın düzenleyen Şamil Basayev liderliğindeki bir grup mücahit, bir hastanede yüzlerce Rus'u rehin aldı.

15 Haziran 1995
Rusya, Kuzey Kafkasya'daki kuvvetlerini alarma geçirdi. Yeltsin, Rus sivillere sakin olmaları çağrısında bulundu.
 
__
16 Haziran 1995
Rus askerleri, Çeçenlerin saldırı ihtimaline karşı Moskova'daki kilit öneme sahip binaları korumaya aldı. Rus parlamentosundaki gruplar, hükümetin istifasını istedi. Yediler toplantısı için Kanada'ya giden Yeltsin'e geri dön çağrısında bulunuldu.

17 Haziran 1995
Rus askerleri hastaneye baskın düzenledi. Operasyon basarılı olamadı. Ancak Basayev, 220 kadın, çocuk ve hastayı serbest bıraktı. Yeltsin; baskının kendisinin Moskova'dan ayrılmasından sonra gerçekleştirildiğini açıkladı. Başbakan Çernomirdin ise, rehinelerin serbest bırakılmasına karşılık Çeçenistan'da ateşkes yapılmasını teklif etti.

18 Haziran 1995
Rusya Başbakanı Çernomirdin, mücahitlerin komutanı Şamil Basayev ile telefonda görüştü. Mücahitler, 126 rehineyi daha serbest bıraktı. Bâsayev,
kendi adamlarını ve rehinelerin bir kısmını Çeçenistan'a götürmek için bir otobüs istedi. Çeçenistan'daki Rus komutan, bütün askeri operasyonların durdurulması talimatını verdi.

19 Haziran 1995
Barış görüşmelerinin yeni turu Grozni'de başladı. Mücahitler 764 rehineyi daha serbest bıraktı ve bir Rus tuzağına karşı bazı gazeteciler, parlamenterler ve çok sayıda Rus'un bulunduğu otobüsten oluşan konvoyla Budonnovski'den ayrıldı.

30 Temmuz 1995
Heyetler arasında askeri anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre; Ruslar, Çeçenistan'daki askerlerini çekecek, Çeçenler de savunma maksatlı olmayan silahlarını teslim edeceklerdi. Çeçen heyetine Çeçenistan Başsavcısı Osmati Imayev başkanlık etti.

Ağustos 1995
Çeçenistan'da kimyasal silah kullanilmis olabilecegine iliskin belirtiler bulunduğu bildirildi.

16 Ağustos 1995
Çeçen Cumhuriyeti'nin baskenti Grozni'de süren baris görüsmelerinin kesilmesi ve taraflar arasinda gerginligin tehlikeli bir sekilde tirmanmasi ardından bir grup Çeçen direnişçi silahını teslim etti.

25 Ağustos 1995
Çeçen lideri Cahar Dudayev'e bağlı güçler, cumhuriyetin ikinci büyük kenti Gudermes'te yönetime el koyduğunu bildirdi.

28 Ağustos 1995
Rusya'nın Budonnovsk kentine baskın düzenleyerek 30 Temmuz'da Rus-Çeçen heyetlerinin askeri bir anlaşmaya varmalarına kadar giden görüşme sürecini başlatan Çeçenlerin ünlü savaşçısı Şamil Basayev, silahlarını teslim etmeyeceklerini söyledi.

5 Eylül 1995
Çeçenistan'da Cahar Dudayev yanlıları 6 Eylül 1991'de ilan edilen, ancak tanınmayan bağımsızlık ilanlarının yıldönümünü cumhuriyetin çeşitli yerleşim birimlerinde kutladılar.

16 Eylül 1995
Çeçenistan'ın Alkhoi-mohk kasabasında Rus uçaklarının bombardımanı sonucu üç kişinin öldüğü, altı kişinin yaralandığı bildirildi.

4 Ekim 1995
Çeçenistan Cumhurbaşkanı Dudayev'in danışmanı Ramazan Kaytemirov, Rusya'nın Çeçenistan'da asıl amacının petrol yataklarına sahip olmak, boru hattını kullanmak ve askeri üs kurmak olduğunu açıkladı.

20 Aralık 1995
Çeçenistan'ın Gudermes kentini kuşatan Rus askerleri yüzlerce sivili öldürerek kenti ele geçirdi. Ülkenin yüzde 70'ini kontrol altında tutan direnişçiler, Ruslara ağır kayıplar verdirdi.

9 Ocak 1996
"Yalnız Kurt" grubunun lideri Salman Rudayev, Kızılyar'a baskın düzenleyerek yüzlerce kişiyi esir aldı.

17 Ocak 1996
Salman Raduyev ve arkadaşları, Kızılya dan kaçarken kıstırıldıkları Pervomaiskoye köyündeki Rus kuşatmasını yarmayı başardılar.

5 Şubat 1996
Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de bağımsızlık yanlısı Çeçenler, Rus güçlerinin ayrılması isteğiyle gösteriler başlattı.

8 Şubat 1996
Grozni'deki gösterilere binlerce kişi katıldı.

21 Nisan 1996
Çeçenistan Devlet Başkanı Cahar Dudayev şehit edildi.

31 Ağustos 1996
Savaşın bitmesi, Rus askerinin Çeçenistan'dan çıkarılması, keza uluslararası prensipler doğrultusunda devletler arası bir resmi anlaşma yapılmasına hazırlık hususunda Hasavyurt Sözleşmeleri imzalandı.

27 Ocak 1997
Bağımsız devletin anayasasına uygun olarak, uluslararası kuruluşların, dünyanın 60 ülkesinden gelmiş olan bağımsız gazetecilerin ve gözlemcilerin gözetiminde, ÇİC Başkanlık parlamento seçimleri yapıldı. Aslan Mashadov, Başkan oldu.

12 Mayıs 1997
RF ile ÇİC arasında, Hasavyurt Sözleşmelerinin geliştirilmesi anlamında; "RF ve ÇİC arasında barış ve karşılıklı ilişkilerin prensiplerine dair anlaşma" imzalandı.
Anlaşma, iki devletin başkanları; Boris Yeltsin (RF) ve Aslan Mashadov (ÇİC) tarafından imzalanmış olup, Rusya ile Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti ilişkilerine (uluslararası hukuk ve ilke ve esasları doğrultusunda) devletlerararası resmi statü kazandırdı.

12 Mayıs 1998
"RF ve ÇİC arasında barış ve karşılıklı ilişkilerin prensiplerine dair anlaşma", ÇİC parlamentosu tarafından onaylandı. Rusya Federasyonu ile bir dizi başka anlaşmalar da imzalanmıştı. Ki bunların arasında (Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti'nin bağımsız devlet statüsünü hukuken sağlamlaştıran) gümrük alanında işbirliği gibi anlaşması da vardır. Günümüzde Rusya Federasyonu, uluslararası hukuk ilkelerini ihlal ederek, ÇİC'ne karşı siyasi, ekonomik ve askeri abluka uygulamaktadır; ayrıca savaş sırasında Çeçen devletine vurulan maddi zararın tazmini ile ilgili olarak üstlenmiş olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesi de her vesileyle ertelenmektedir.

13 Mayıs 1998
ÇİC Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu ile Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti arasında resmi diplomatik ilişkiler kurulması önerisini içeren resmi notayı RF Dışişleri Bakanlığına iletti.

Eylül 1999
Rusya'nın çeşitli bölgelerinde ve Dağıstan'da meydana gelen esrarengiz bombalama olaylarında 250 kişi öldü. Rusya bu olaylardan Çeçenleri sorumlu tutarak askeri harekata başladı.
Ancak daha sonra patlamaların Rus gizli haber alma örgütü FSB (KG tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıktı.
__________________
________________
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

ÇEÇENASENA

Image Hosted by ImageShack.us
Ona söyleyin(rus çarına); Başında bulunduğum bu kahramanların kalplerinde kökleşen zafer imanı kökünden kazınmadıkça; ve en genç muhariplerimden en ihtiyar nâiplerime kadar, tek kurşunları ve tek kolları kalıncaya kadar,Bu mübarek vatanı sondağına,son köyüne,ve en son kaya parçasına kadar karış karış müdafaa etmekten beni hiçbir kuvvet men edemeyecektir.Bu uğurda bütün evlâd ve ayâlimi kılıçtan geçirseniz;en son mürîdimi yok etseniz;tek başıma ve son nefesime kadar sizinle yine döğüşeceğim.Son cevabım budu Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

<

Ülküdaşlarım

< vatanim
asenaezgi
hackedbyzehir
gece38
uzlet
hazanseli
asena06
pepenero
sufiyane
ulkucuozelegitimciler
shn
34bozkurtselcuk34
yesimceden
siiryarismasi
ikizlerinannesi
06ulkucumilitan06
urungu41
guzelbirruyagordum
06burak06
turkedogru
sehriramazan
turkislamulkuculeri
murgican
vatanbekcisi01
tarikyalvac
bozkurt60
erkansi
kutludilek
yalnizkurtunotagi
ickeriya
superturkuzorg
firargeceleri
malatyaliulkuculer
ulkuculer

Image Hosted by ImageShack.us